Hukuka Aykırı Arama Sonucu Elde Edilen Delillerin Değerlendirilmesi: Yargıtay 10. Ceza Dairesi’nin 2024/6538 E., 2025/336 K. Sayılı Kararı Üzerine Bir İnceleme

Hukuka Aykırı Arama Sonucu Elde Edilen Delillerin Değerlendirilmesi: Yargıtay 10. Ceza Dairesi’nin 2024/6538 E., 2025/336 K. Sayılı Kararı Üzerine Bir İnceleme

1. Giriş

Ceza yargılamasında maddi gerçeğin ortaya çıkarılması kadar, bu gerçeğin hukuka uygun yollarla elde edilmesi de hukuk devleti ilkesinin bir gereğidir. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK), delil elde etme sürecinde kişilerin temel hak ve özgürlüklerinin korunması amacıyla arama işlemini sıkı şekil şartlarına bağlamıştır. Bu makalede, Yargıtay 10. Ceza Dairesi’nin 2024/6538 E., 2025/336 K. sayılı kararı çerçevesinde, arama işlemi sırasında usulsüzlük nedeniyle elde edilen delillerin hukuka aykırılığı ve bu delillerin hükme esas alınıp alınamayacağı tartışılacaktır.

2. Olayın Özeti

16.04.2023 tarihli olayda, sanıkların bulunduğu araçta gözle görülebilir şekilde üç adet kırmızı kutu görülmüş, sanıklardan biri kutuların içinde uyuşturucu madde olduğunu beyan ederek kutuları kolluk görevlilerine teslim etmiştir. Kolluk güçleri kutuları açmış ve içerisinde uyuşturucu madde ele geçirilmiştir. Ancak olay anında adli arama kararı veya yazılı arama emri bulunmadığı tespit edilmiştir.

Bu nedenle Yargıtay, kolluk tarafından yapılan bu işlemi arama olarak nitelendirmiş ve CMK m. 116, 117 ve 119 hükümlerine uygun şekilde alınmış bir arama kararı bulunmadığından, elde edilen maddelerin hukuka aykırı delil niteliğinde olduğunu kabul etmiştir.

3. Hukuki Sorun: Arama İşleminin Niteliği ve Hukuka Aykırılık

3.1. Arama Kavramı ve Hukuki Dayanak

CMK’nın 116. maddesi, aramayı “bir kimsenin veya yerin suç delillerinin elde edilmesi amacıyla incelenmesi” olarak tanımlar. Arama, hâkim kararı veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının ya da kolluk amirinin yazılı emriyle yapılabilir (CMK m.117, 119).

Somut olayda, kolluğun işlemine dayanak olabilecek hiçbir adli arama kararı bulunmamaktadır. Bu nedenle yapılan eylem, her ne kadar sanığın rızası bulunsa da hukuki açıdan “rıza ile teslim” değil, arama işlemi niteliğindedir.

3.2. Rızanın Hukuka Uygunluk Nedeni Olarak Değerlendirilememesi

Kolluk güçlerinin, bireylerin “rıza gösterdiği” durumlarda bile arama kararı olmaksızın yaptığı işlemler, Yargıtay içtihatlarında uzun süredir hukuka aykırı arama olarak kabul edilmektedir. Çünkü kişinin rızası, devletin yasal izin almadan yaptığı bir müdahaleyi meşrulaştırmaz. Nitekim Anayasa Mahkemesi de benzer şekilde, rızanın arama kararının yerini alamayacağını vurgulamaktadır.

4. Yargıtay’ın Değerlendirmesi ve Sonuçları

Yargıtay 10. Ceza Dairesi kararında şu tespitlerde bulunmuştur:

  1. Kolluğun eylemi arama işlemidir.
  2. Bu arama CMK 116-119 hükümlerine uygun yapılmamıştır.
  3. Bu nedenle ele geçirilen uyuşturucu maddeler hukuka aykırı delil niteliğindedir.
  4. Hukuka aykırı deliller hükme esas alınamaz (CMK m. 206/2-a, 217/2).
  5. Dolayısıyla sanıkların eylemleri bakımından “uyuşturucu madde ticareti yapma” suçundan değil, ancak “kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma” suçundan hüküm kurulması gerekir.

5. Değerlendirme ve Eleştiri

Bu karar, “delil yasakları” kavramının uygulamadaki önemini açık biçimde göstermektedir. Yargıtay’ın yaklaşımı, maddi gerçeğe ulaşma amacıyla bile hukuka aykırı yöntemlerin meşrulaştırılamayacağı yönündeki anayasal güvenceyi pekiştirmektedir.

Ancak olayda sanığın, kutuların içinde uyuşturucu madde olduğunu bizzat beyan etmesi, rıza ile teslim sınırlarında yorumlanabilecek niteliktedir. Buna rağmen Yargıtay’ın “rıza aramayı meşrulaştırmaz” yaklaşımını sürdürmesi, kişisel özgürlüklerin üstünlüğü ilkesine uygun düşmektedir. Bu tavır, özellikle CMK m. 206 ve 217 çerçevesinde hukuka aykırı delillerin mutlak şekilde dışlanması anlayışını güçlendirmektedir.

6. Sonuç

Yargıtay 10. Ceza Dairesi’nin 2024/6538 E., 2025/336 K. sayılı kararı, arama işleminin usulüne uygun yapılmaması hâlinde elde edilen delillerin geçersizliği ilkesini bir kez daha vurgulamaktadır. Karar, uygulamada sıkça karşılaşılan “rıza ile yapılan arama” savunmalarına karşı önemli bir hatırlatmadır:

“Rıza, hukuka aykırılığı ortadan kaldırmaz.”

Bu bağlamda karar, ceza muhakemesinde hak arama özgürlüğü ile devletin suçla mücadele yetkisi arasındaki dengeyi hukukun üstünlüğü lehine kuran önemli bir içtihat olarak değerlendirilebilir.